Tarih anlatiminda yer ve zamanin önemi nediR?


download 0.49 Mb.
jenengTarih anlatiminda yer ve zamanin önemi nediR?
Kaca1/9
KoleksiDokumen
a.kabeh-ngerti.com > Ekonomi > Dokumen
  1   2   3   4   5   6   7   8   9
TARİH BİLİMİNE GİRİŞ

A- TARİH BİLİMİ

     1- TARİH BİLİMİNİN KONUSU  :

      Tarihin tanımı ; İnsan topluluklarının her türlü faaliyetlerini Siyasal,sosyal,ekonomik,kültürel,dini ) yer ve zaman belirterek, sebep-sonuç ilişkileri içerisinde inceleyen bilim dalıdır.

*Bütün yönleriyle insanlığın geçmişini inceler

*Geçmişle gelecek arasında kurulan bir köprüdür

*Tarih insanlığın ortak mirasıdır.

*Tarih, insan topluluklarının sosyal,ekonomik,siyasi,kültürel,dini faaliyetlerini, birbirleriyle olan ilişkilerini, kültürlerini,yer ve zaman belirterek, olayların sebeplerini,gelişmelerini ve sonuçlarını birlikte inceleyen bir bilim dalıdır.

* Tarih sadece geçmişi araştırmakla kalmamakta, geçmişle günümüz ve gelecek arasında bir köprü görevi görmektedir.

* Tarihine sahip çıkmayan,tarihini unutmuş bir millet, hafızasını kaybeden bir insana benzer.

TÜRK TARİHİNİ ÖĞRENME GEREKLİLİĞİ :

Türk milleti tarihin en eski ve en köklü milletlerinden biridir.Türkler Asya,Avrupa ve Afrika kıtalarına yayılan devletler kurmuşlardır.Bu bölgelerde Türk Dilinin,Türk Sanatının,Türk kültürünün izleri bugün bile sürmektedir.

* MÖ III.YY da Hunlar’la başlayan Türk Tarihi günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

Atatürk Türk Tarihine büyük önem vermiş "Türk çocuğu ecdadını ( Atasını ) tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır" demiş ve zengin Türk Tarihinin ortaya çıkarılabilmesi için 1932 yılında Türk Tarih Kurumunu kurdurmuştur.

* Tarihimizi iyi öğrenmekle ;

*Vatan,Millet sevgimiz gelişecektir.

*Millet olarak geleceğe daha güvenle bakabiliriz.

* Tarihini tanımayan, iyi bilmeyen milletler dağılmaya yok olmaya mahkumlardır.

TARİH ANLATIMINDA  YER VE ZAMANIN ÖNEMİ NEDİR?

1)- Yer ve zamanın belirtilmesiyle olayın gerçek olup olmadığını anlarız.

2)- Olayın geçtiği yer ile olayın meydana geldiği zaman dilimi o olayın sebep ve sonuçlarını

belirlememizde gereklidir. Çünkü ; o yerin iklimi, yaşam şartları, madenleri, o zaman içindeki nüfusu,o zaman içindeki toplumsal değerler olayın meydana geliş sebeplerini oluşturabilirler.

SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİNİN ÖNEMİ NEDİR?

Bütün olaylar bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır.her olay kendisinden önceki olayın sonucu kendisinden sonraki olayın sebebidir. Önceki olayı bilmezsek, sonraki olayı kavrayamayız.

OLAY NEDİR? OLGU NEDİR?

OLAY:  İnsanları ilgilendiren sosyal, ekonomik, kültürel, dini ve benzeri  alanlarda meydana gelen oluşumlardır.

OLGU:  Oluşum süreci içinde ya da başka bir şeyin belirtisi olarak gözlemlenmiş olaylardan ibarettir.

Örnek: Anadolu’nun Türkler tarafından fethi Olay’dır. Anadolu’nun Türkleşmesi  Olgu’dur.

 

TARİH FELSEFESİ NEDİR?: Tarihi deneyimleri, günümüz sorunlarının çözümü için yeniden yorumlamaya Tarih Felsefesi denir. 

TARİHİN TASNİFİ (SINIFLANDIRILMASI)

1)- Zamana Göre Sınıflandırma: (Örnek: Ortaçağ tarihi,15.  yüzyıl tarihi gibi...)

2)- Mekana(Yer’e) Göre sınıflandırma: (Örnek:Türkiye Tarihi,Avrupa tarihi gibi...)

3)- Konuya Göre Sınıflandırma: (Örnek: Tıp Tarihi, Sanat tarihi gibi...)

Tarihi Zamana, Mekana ve Konuya göre sınıflandırmamızın nedeni öğrenmeyi, öğretmeyi, araştırmayı kolaylaştırmaktır.

TARİHİN YÖNTEMİ: Tarihi olayları araştıran bir tarihçi sırasıyla aşağıdaki yöntemleri uygular. 

1)-KAYNAK  ARAMA: Önce olayla ilgili kaynaklar aranır.

Kaynaklar 2’ye ayrılır:

1- Ana Kaynaklar(Birinci el kaynaklar): Olayın geçtiği döneme ait kaynaklardır.

2- İkinci El Kaynaklar: Ana kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan kaynaklardır.

Ayrıca kaynakları YAZILI ve YAZISIZ kaynaklar diye de ikiye ayırabiliriz:

1-Yazılı Kaynaklar: Kitabeler,fermanlar,kanunlar,mahkeme kayıtları, noterlik yazıları, gazeteler, dergiler vb...

2- Yazısız(Sözlü) Kaynaklar: Evler, kaleler, tapınaklar, heykeller, silah, eşyalar,destanlar, efsaneler, fıkralar, atasözleri örf ve adetler vb...

 2)- VERİLERİ TASNİF, TAHLİL VE TENKİT ETME:

a)Tasnif(Sınıflandırma):Elde edilen bilgiler zamana,mekana ve konuya göre tasnif edilir.

b)Tahlil(Analiz=İnceleme) : Kaynaklardan elde ettiğimiz bilgiler güvenilir mi?Karşılaştırma yapılarak bilgiler bu yönde incelenir.

c)Tenkit(Eleştiri):Elde edilen bilgilerin işe yarayıp yaramadığı,hangi bilgilerin kullanılacağı belirlenir. 

3)TERKİP (Sentez)(Birleştirme):Kaynaklardan elde edilen bilgiler düzenlenip yazılması safhasıdır. 

TARİHİN KAYNAKLARI:

A.           Birinci elden kaynaklar: ikiye ayrılır:

1.             Yazısız kaynaklar: Geçmişe ait tüm arkeolo­jik kalıntılar bu gruba girer.

Bunlar, insan ve hayvan kemikleri (fosiller) Mağara resimlen ve kabartmalar Her türlü kullanım eşyaları Mezarlardır.

2.             Yazılı kaynaklar: Tarihin aydınlatılmasında kesin bilgiler veren kaynaklardır.

Bunlar,Yazıtlar (Kitabeler) Antlaşma metinleri Fermanlar ve beratlar Yazılı tabletler Döneminde yazılmış kitaplardır.

B. İkinci elden kaynaklar: Bu gruba, geçmişe ait bilgilerin sentezi yapılarak yazılan, günümüz tarih kitapları girer.

TARİH ÇEŞİTLERİ:

A.           Konularına Göre:

Genel Tarih: Yazılan herhangi bir tarih, bir­den fazla devlet veya milletin hayatını ilgilendiriyorsa
bu bir genel tarihtir.

Özel Tarih (Milli): Yazılan herhangi bir tarih, tek bir milletin veya devletin yaşamını konu alıyorsa
bu bir özel tarihtir.

NOT: Genel ya da Özel Tarih; Siyasi, Uygarlık ve Ekonomi olmak üzere üç çeşit yazılabilir. 

B.            Yazılış Şekillerine Göre:

* Hikayeci (Öykücü) Tarih: Neden-sonuç iliş­kisi ile yer ve zamana bağlı kalmadan yazılan tarih-
erdir. Bilimsel değeri yoktur. Amacı, tarih okumayı sevdirmektir.

*Öğretici Tarih: Tarihsel olaylar, duygusal yönleriyle ele alınır. Topluma milli ve ahlaki değerler
kazandırılmaya çalışılır. Amacı, okuyanı etkilemektir.

*Sosyal Tarih: Tarihsel olayların sadece sosyal yönleri ele alınarak yazılır.

* Kronik Tarih: Olaylar tarihsel sıraya konularak yazılır. Olaylar arasında bağlantı kurulmaz

 Neden-Nasılcı Tarih: Tarihsel olaylar   ne­den-sonuç ilişkisi içinde, yer ve zaman gösterilerek yazılır. Bilimsel tarih yazıcılığıdır.

TARİHİN DEVİRLERE AYRILMASI:

Tarih, yazının icadı ile başlar. Yazının, MÖ 3500' lerde Sümerler tarafından bulunduğu bilinmektedir. Yazı'nın bulunmasından önceki döneme Tarih ön­cesi Devirler (Prehistorik), yazının bulunmasından sonraki döneme de Tarih Devirleri denilir.

I.   TARİH ÖNCESİ (PREHİSTORİK) DEVİRLER:

Bu devirler, yapılan araç ve gereçlerin çeşitliliği­ne göre bölümlere ayrılır:

A. TAŞ DEVRİ: Bu devir de kendi arasında üçe ayrılır.

1.  Yontmataş Devri (Paleolitik):

*Tarihöncesi devirler içinde en uzun yaşanan dönemdir.

*insan bu devirde tüketicidir. Avcılık, balıkçı­lık ve toplayıcılık yapar.

*insanın  doğa  ile  mücadelesi  bu  devirde başlar.

*Toplumlar arasında yeterli iletişim yoktur. 

*Mağaralar ve kuytu yerler, yaşam için seçi­len yerlerdir.

*Kaba taştan yapılan aletler ve mağara   duvarlarındaki resimler tek kalın­tılardır

*Donemin sonuna doğru Ateş bulunur.

* Ateş’in bulunması   bir anlamda uygarlığın başlangıcı olarak kabul edilir.

2.             Ortataş Devri (Mezolitik):

*Neolitik devre geçişi sağlayan bir ara dö­nemdir.

*insanlar, yaşamlarını yine avcılık ve toplayı­cılık ile sürdürmektedir.

*Buzul çağları sona ermiş, yeryüzündeki ik­lim  koşulları  günümüz iklimine dönmeye başlamıştır.  

  3.             Cilalıtaş Devri (Neolitik):

*İnsan üretken hale geçer.                                                                

*Topraklar tarıma açılır.

*Kalıcı kültür yaratılmaya başlanır.

*Topraktan kap-kacak yapılır ve seramik sa­natı başlar.

*ilk yerleşim birimleri oluşturulur.

* Hayvanlar evcilleştirilir ve bitki liflerinden elbiseler yapılır.

*ilk dinsel inançlar ortaya çıkar.

*İlk ticaret başlar.                                                                

*Ataerkil bir düzen kurulur.

* Köleci toplum  yapısı ortaya çıkar.

*Günümüzün sosyal yaşam biçimi oluşur

Dolmen  :  Uzunca ve kaba taşların yan yana dizilip üzerine yassıca kaba bir taşın yerleştirilmesiyle oluşan anıtlar.

Tümülüs :  Dolmenlerin toprak yığınıyla örtülüp bir tepe şekline getirilmiş hali.

Höyük    :  Tümülüslere Anadolu’da verilen ad

Kurgan   :  Tümülüslere Türkistan’da verilen isim

Menhir   :  Bir çizgi veya daire etrafında kabaca dikilmiş yüksek taşlardan oluşan anıtlar.
 

B. MADEN DEVRİ: Kullanılan madenlere göre bölümlere ayrılır:

1.             Bakırtaş Devri (Kalkolitik): Maden Devri'ne geçiş dönemidir. Bu devirde Bakır bulunarak, işlen­meye başlanmıştır.

*Bakır, insanın kullandığı ilk madendir. Doğada saf olarak bulunur. Bu devirde Bakır, günlük hayatın içine girmiş, ancak yumuşak olduğundan ve maden­cilik tekniğinin ilerlemesi ile de Bakır ve Kalay karış­tırılıp Tunç elde edilmiştir.

2-         Tunç Devri:

* Bu dönemde toplumlar arası  ile­tişim ve ticaret gelişmiştir.

*ilk yerleşim birimleri, şehir devletlerine dönüşmüştür.

3          Demir Devri: 

* Tarım sektörünün yanı sıra sanayi sektörü de gelişmiştir.

*Uygarlığın gelişmesi hızlanmıştır.

*Silah yapım tekniği gelişmiştir.

*Babil Kralı Hammurabi tarafından ilk mer­kezi krallık kurulmuştur.

*Dönemin sonuna doğru yazı bulunmuş ve Tarih öncesi Devirler sona ermiştir.

 TARİH DEVİRLERİ: Yazının bulunmasıyla başlar ve günümüze kadar devam eder.

TARİH İLE YAZI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Tarih, yazı ile başlar. yazıdan önceki devirler hakkında sağlıklı bilgi edinmek  zor olduğundan, bu dönemlere “Tarih Öncesi Devirler (Prehistorik Devirler)” veya “Karanlık Çağlar” denir.

YAZI İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER

     *Toplumlar ilk olarak resim yazısı kullanmışlardır.

       *İlk yazıyı Sümerler bulmuştur.(Çivi Yazısı)

         *Bugün kullandığımız alfabeyi, ilk olarak Fenikeliler kullanmış, onlardan Yunanlılar ve Romalılar alarak geliştirmişler ve böylelikle LATİN alfabesi ortaya çıkmıştır.

* Yazı, Anadolu’ya ilk olarak Asurlular tarafından Tunç devrinde getirilmiştir.

*   Türk Tarihinin ilk yazılı eserleri GÖKTÜRK(ORHUN) KİTABELERİDİR.

TARİH DEVİRLERİ:

A.             İLKÇAĞ (Eskiçağ): MÖ 3500'lerde Sümerler 'in yazıyı bulması ile başlar, 476'da Batı Roma'nın yıkılışıyla sona erer.

* Önceleri   şehir  devletleri   halindeki   siyasi yapı, sonradan Eski Yunan siteleri hariç,merkezi krallıklara dönüşmüştür.

*Çağa çok tanrılı dinler egemendir. Ancak istisna olarak, ibraniler'de tek tanrılı din ilk kez görüldü ise de Musevilik bir dünya dini olamamıştır. Hıristiyanlık da, bu dönemde ortaya çıkmıştır.

* Özellikle Akdeniz Havzası'nda canlı bir tica­ret ekonomisi görülmüştür, bunun temel nedeni koloniciliktir.

* Köleci ve sınıflı toplum yapısı çağa egemen olmuştur.

* Tarih Çağlan içinde en uzun yaşanan dö­nemdir.

*Çağ'ın içinde, İsa'nın doğumu takvime baş­langıç olarak kabul edilir, İsa'nın doğumu ile MÖ dönem sona erer, MS dönem baş­lar, ilkçağ'ın içinde hem MÖ hem de MS dönemler yaşanmıştır

 

B.             ORTAÇAĞ:  MS   476' da  Batı   Roma'nın yıkılma­sıyla başlar, 1453 İstanbul 'un Fethi ile sona erer.

* Merkezi krallıklar gücünü Kavimler Göçü sonunda yitirdiğinden, siyasi yapıda Feoda­lite çağa egemen olmuştur.

*Tek tanrılı dinler egemendir. Bu nedenle Ortaçağ' da, bilimsel ve kültürel gelişme ya­vaşlar.

*Tek üretim aracı ve zenginliğin simgesi top­raktır. Geri, kapalı ve toprağa bağımlı bir ekonomik yapı görülür.

*Akdeniz havzası, ti­cari etkinliğini yitirir.

*Köleci toplum yapısı sarsılır, sınıflı top­lum yapısı devam eder.

 

C.            YENİÇAĞ: 1453'te İstanbul'un Fethi ile başlar, 1789 Fransız İhtilali ile sona erer.

*İstanbul'un Fethi'nde kullanılan tahrip gücü yüksek toplar, merkezi krallar tarafından kullanılmış, Feodalite yıkılırken, merkezi krallıklar yeniden güçlenmiştir.

*Coğrafi Ke­şifler sonunda ise bazı merkezi krallıklar Sömürge imparatorluğu'na dönüşmüştür.

*Tek tanrılı dinler çağa egemen olmasına rağmen, toplum üzerindeki etkinliklerini yitirmeye başlamışlardır.

*Özellikle Coğrafi Keşifler' den sonra, canlı bir ticaret ekonomisi görülür.

*Rönesans Hareketleri sonunda sınıflı top­lum yapısı da bozulmaya başlar.

 

D.            YAKINÇAĞ: 1789'da Fransız ihtilali ile başlar günümüze kadar devam eder

*Siyasi yapıya, Demokrasi egemendir. Özel­likle Fransız İhtilali'nden sonra din devleti, Dünya devletine dönüşür. Ulusçuluk akımı güçlenir.

*Tek tanrılı dinler çağa egemen olmasına rağmen, toplum üzerindeki etkinliklerini yitirir ve özellikle Fransız İhtilali'nden sonra laik devlet ve laik toplum düzeni kurulur.

*Fransız  ihtilali'nin getirdiği ilkeler sonucu, sınıflı toplum yapısı ortadan kalkar.

*Sanayi Devrimi, hammadde ve pazar gereksinimini arttır.

*Sömürge mücadelesi hızlanır.

Dikkat  :  Zamanı çağlara bölmek yapay bir bölme işlemidir. Öğrenimi kolaylaştırmak amacı taşır.

Örneğin:  İstanbul’un fethi, Avrupa ve Asya’yı etkileyen önemli bir tarihi olaydır. Ancak bu olay o sırada Amerika ve Afrika kıtasında yaşayan insanları doğrudan etkilememiştir.

 Mısır ve Mezopotamya’daki insanlar yazıyı kullanırlarken, dünyanın diğer bölgelerindeki insanlar ancak yüzlerce yıl sonra yazıyı kullanmışlardır.

ÇAĞLARIN BAŞLANGIÇ-BİTİŞ TARİHLERİ NASIL TESBİT EDİLMİŞTİR?

Tarihin zamana göre tasnifinde en önemli ayrım “çağlara ayırarak” incelemedir. Çağların başlangıç ve bitim tarihleri belirlenirken toplumların geniş çapta etkilendiği tarihi olaylar  esas alınmıştır.
 

TARİHTE YAZI:

Yazının, MÖ 3500 yıllarında Sümerler tarafından kullanıldığı bilinmektedir Sümerler, yazıyı ticari etki­leşimin bir sonucu olarak bulmuşlar ve yazı MÖ 3000 yılında işlerlik kazanmıştır.

* Tarih çağlarına geçen ilk kavim Sümerler ‘dir. Sümer yazısı, hece esasına dayalı bir çizgi ve şekil yazısıdır. Aynı çağlar­da, Mısır'da da Hiyeroglif denilen resim yazısı kulla­nılmıştır. Yazı Anadolu'ya, Asurlu ticaret adamları ta­rafından getirilmiştir.

*Anadolu'da tarih devirlerinin, Mezopotamya ve Mısır'a göre daha geç başlaması­nın nedeni, yazının Anadolu'da daha geç kullanıl­masıdır.

ALFABE BİLGİSİ:

Bugün kullandığımız alfabeyi ilk bulanlar, Fenikeliler' dir. Fenikeliler, sembolleri Mısır hiyeroglifle­rinden yararlanarak elde ettiler. Sembolleri heceye dönüştürürken de Sümerler' in çivi yazısından yarar­landılar. Fenikelilerin bulduğu bu 22 harflik alfabe, İyonya' dan Eski Yunan'a taşınmış ve Eski Yunanlılar tarafından geliştirilmiştir.

Alfabeye bugünkü şeklini, Romalılar kazandırmışlardır

 Latin alfabesi adı verilen harf yazısına dayalı bu alfabe, 1 Kasım 1928'de ülkemizde de kullanılmaya başlanmıştır

 

TARİHE YARDIMCI BİLİMLER:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9

Share ing jaringan sosial


Similar:

* “Tarih yâ da Tarih Çağları ne zaman başlamıştır?” gibi bir soruya nasıl cevap verebiliriz?

İStanbul’un fethi ve semerkand nediR?

Yer adinin değİŞTİRİlmesine dair karar

Kazanım 1: Yer değiştirme hareketleri yapar

1. Mutlak değer nedir? Cevap: bir gerçel a sayısının mutlak değeri...

*Tarih Yazıcılığının Evreleri

SİRKÜler tarih : 16. 05. 2011

ÜNİte 1: tarih biLİMİne giRİŞ

Ankara üNİversitesi, Dİl ve tarih-coğrafya faküLtesi

Kariyer Memur kpss tarih Ders Notları

Astronomi


Nalika Nyalin materi nyedhiyani link © 2000-2017
kontak
a.kabeh-ngerti.com
.. Home